• bu metinde temel olarak luc ferry'nin transhümanist devrim adlı kitabının okuması yapılmaktadır. daha detaylı bilgi için kitabı edinebilirsiniz.

    transhümanizmdeki temel tartışma şudur: genlerdeki değişikliklerin kuşaktan kuşağa aktarılırken doğa dışı canavarlar yaratmayacağını nereden bilebiliriz? bunu karşısında yanıt ise şudur: bilim eğer ilerlemeye ve desteklenmeye devam ederse bu sorunlar ya olmayacak ya da azalarak bitecektir. gönüllü olanların riski almasına izin vermek, bu yolun önünde durmamak gerekir.

    buradaki temel sorun muhafazakarların aslında evrimin bir tür ahlakı olduğunu düşünmelerinde yatıyor. insan doğasının baş mühendis evrim arafından incelikli bir şekilde hesaplandığı varsayımı üzerinden hareket ediliyor. oysa gerçekte olan evrimin kayıtsızlığıdır. bu durumda transhümanistlerin savları bana çok daha makul görünüyor. yine de francis fukuyama'nın biyomuhafazakar tezlerine bir bakalım.

    fukuyama'ya göre "insan doğası adalet, ahlakilik ve iyi yaşam kavrayışlarımız için temeldir ve eğer bu teknoloji geniş yaygınlık kazanırsa tüm bu kavrayışlar derin değişikliklere maruz kalacaktır." fukuyama'nın ikinci kaygısı ise çocuk sahibi olan ebeveynlerin modaya kapılmaları hadisesi. böylece bir jenerasyonda tüm insanlık sarışın renkli gözlü diğer jenerasyonda tamamen hırçın ya da uzlaşmacı olabilir ki bu üstüne tüm siyasal toplumsal düzeni kurduğumuz sistemi tehdit edebilir. burada bir haklılık payı var. herkes çocuğunun tuttuğunu koparan bir tip olmasını isterse sonucunda elimizde kalacak olan sadece daha sert bir rekabettir. üstelik bu genetik değişimin insan ahlakı ve beyni üzerinde nasıl sonuçlar doğuracağını da bilmiyoruz. tıpkı ai gibi genom tedavisi de eğer kitleselleşirse bir grup avantajlı ya da dezavantajlı grup türeyebilir ki bunlarla ne yapılacağı ayrı bir tartışmayı gerektirir. bu sebeple makul olmakta fayda vardır.

    bu eleştiri mantıksız değil ancak temelinde söylediği her muhafazakarın her zaman söylediği şeydir, temkinli olmakta fayda var. bu cümle kendi başına hemen her zaman doğru kabul edilse bile esas tartışmayı halı altına süpüren retorik bir avantajı da yanında taşır. evet temkinli olalım ama temkinli olmanın sınırları nerede başlar ve nerede biter. bu araştırmaları kökten kesmek de bir tedbirdir, bu araştırmaları az sayıda gerçekleştirerek sonuçlarını kontrol etmek de.

    fukuyama'ya geri dönelim. konu hakkında daha ciddi bir itirazı şu şekilde: insanların transhümanist seçimler yapması evet insan ömrünü uzatabilir ancak bunun toplumsal bir maliyeti olacaktır. örneğin ben vücut fonksiyonlarımın %30'unu kaybetme karşılığında 10 sene fazla yaşama sahip olacaksam bu toplum üzerinde fazladan bir sağlık maliyeti ve istihdam sorunu yaratır. ferry bu itirazı doğru buluyor ancak bunun sınırlarının nerde çekileceğini de öğrenmek istiyor. örneğin 90 yaşından sonra insanlara sağlık hizmeti vermeyi bırakmalı mıyız? ya da zengin bir adamın para karşılığı ömrünü uzatmak isterse bunu durduracak mıyız? fukuyama bunlara yanıt vermez. üstelik bir sonraki argümanı evrimin insanı barışçı yaptığı ve bu sürecin korunması gibi komik bir iddia. bu sebeple fukuyama kardeşi burada bırakıp michael sandel'in eleştirilerine geçebiliriz.

    sandel'in temel fikri ferry'e göre "transhümanizmle birlikte, bahşedilmiş yeteneklere(giftedness) minnettarlık üzerine kurulu bir etikten, prometheusçu, insanın dış dünyanın mutlak efendisi olmaya soyunduğu bir etiğe (buna etik diyebilirsek eğer) geçiyor olmamızdır."

    sandel'e göre prometheusçu etik toplumsal yaşamın devamı için gerekli 3 ahlaki değeri mahvetmektedir. alçak gönüllük, masumiyet ve dayanışma. alçakgönüllük kaybolacaktır zira prometheusçu etik doğan çocuğun ve evrimsel piyangonun bize verdiği "bilmediğimiz" karşısında yeniliklere açık olmayı ve her şeyi kontrol etmeye çalışma kibrinin önüne geçmeyi zorlaştıracaktır. masumiyeti kaybedecektir zira olduğumuz şeyin sorumluluğu bizde değildir. "bu şekilde" doğmuşuzdur. ancak prometheusçu etik sonrasında artık kendimizi mekanik olarak seçebiliyor olduğumuzdan kısa boylu olmak dişlerin sarı olması gibi bir anlama gelecek. insan her özelliğinden tek tek sorumlu olacak. bu da zaten yeterince stresli olan insan için fazladan bir sorumluluk yaratacak ki bu da masumiyetin sonu olacak. dayanışma da aynı süreçten nasibini alacak. artırılmış olanlar tam olarak nasıl yaşayacaklarını bildikleri için hiç kötü sürprizle karşılaşmayacaklar ya da çok az karşılaşacaklar. bu da onları diğer insanlarla olan dayanışma fikrinden uzaklaştıracak. zenginler için artık yoksullarla dayanışmanın bir anlamı kalmayacak. son olarak parası olanlar ve olmayanların yeryüzünde iki farklı insan ırkı ortaya çıkarmaları söz konusu olabillir. yani süper zekalı, süper güçlü ve çok güzel insanlar ve untermenschler. transhümanizm bu tehlikenin farkında olduğu için bu geçiş sürecinde devletin rol alması gerektiğini ve haksız avantajların önüne geçilmesi gerektiğini savunuyorlar. öte yandan ferry hastalık, yaşlılık ve ölüm olarak tanımladığı insanlığın en büyük üç belasından kurtulmanın engellenemeyeceğini söylüyor. yani transhümanizm girmek zorunda olduğumuz bir yol.

    buradan habermas'ın eleştirisine geçebiliriz. habermas meseleyi çocukların bakışından ele alır. transhümanist operasyonlar çocukların rızası dışında gerçekleşeceği için gelecekte çocukların "kendi özerkliği ile olan düşünümsel ilişkisine" müdahale edilmiş olacaktır. yani ortadaki kavga çocuğun özgürlüğü ve ebeveynin özgürlüğü arasındadır. burada bir gazeteci "zaten eğitim ile bu mesele içine girmedik mi?" şeklinde sorar. yani çocuklarımızın hangi yetenekleri öğrenipi hangi okullarda hangi müfredatlara maruz kalacağını seçmek aynı şey değil mi? habermas bunu şöyle yanıtlar: "evet ancak bu durumda çok tercihleri ile bu seçimleri kabul ya da reddedebilir. ancak genetik kodlar değiştiğinde artık geriye dönüş yoktur." yani çocuğunuza piyano hocası tutar ve yüzmeye yazdırırsınız. çocuk ikisini de benimsemeden çizgiromanlara ilgi gösterebilir. bu şekilde çocuğunuzu çizgi romanlar konusunda geliştirmek için yardımcı olabilirsiniz. ancak çocuğun beyninde spesifik bir bölümü geliştirirseniz ve bu çocuğun ilerde tercih etmek istemeyeceği bir şey haline gelirse burada çocuğu iyilik yapayım derken korkunç bir sorun yaratmış olabilirsiniz.

    habermas'ın temel önerisi ise şudur: düzeltmeye sonsuz izin verip artırmayı yasaklamak. yani çocuk kör doğacak ise buna müdahale edip gözlerini açalım ancak normal gözlü olacaksa ışığın farklı tonlarını da görebilecek şekilde geliştirmeyelim. bu öneriye ferry bir grup eleştiri getirir.

    basitleştirirsek, transhümanist bir operasyon geçirmenin riskleri olabilir ancak geçirmemenin de riskleri vardır. çocuklar şunu sorabilir:"neden arkadaşlarım çok daha fazla şeyi görebiliyorken ben göremiyorum?" bunun maliyeti de hesaplanmalıdır.

    bir diğer eleştiri ise ölümsüzlük meselesi. ölümsüzlük meselesi ile ilgili ilk itiraz bertrand vergely nam bir hristiyan dinli'den gelir. ona göre zaten ölümsüzlük imkansızdır. (bu imkansızlık argümanına ferry "bönlük" diyor) imkansız olmasa dahi bazı sorunlar vardır: 1- artık kimse ölmezse yeryüzü aşırı nüfuslu olacaktır. 2- aşırı nüfus problemi yüzünden çocuk yapılamazsa insanlık kendini yenilemeyecektir. 3- sadece zenginler ölümsüz olabilecektir.

    ferry bunlara karşıt bir argüman üretmez. onun yerine insanın tekillik içerisine asla giremeyeceğini savunur ki bu da insan aklının değerinin ikame edilemeyeceğini söyler.

    netice itibarıyla biyomuhafazakarların tezleri bazen naif, bazen din kaynaklı olduğundan görmezden gelinebilirken bazen ciddiye alınmak zorundadır. bu tartışmaların henüz bir çözümü görünmemektedir ancak teknolojinin süratli ilerleyişi karşısında insanlığın bir an evvel bu tartışmalara aşina olup çıkması muhtemel sorunları daha ortaya çıkmadan çözmeye başlaması gerekmektedir. zira transhümanist operasyonlar yasaklanamaz ve teknolojik gelişme engellenemez. yapılacak tek şey bu süreci nasıl yöneteceğimizin kuralları hakkında daha detaylı tartışmalara girmek ve bunları olabildiğince geniş bir uzlaşma ile sonlandırmaktır.

    kaynak
    ferry, l. (2023). transhümanist devrim (1. bs). işbankası kültür yayınları.